Meslek Seçimi ve Makinacılık



style="display:block"
data-ad-client="ca-pub-6677156170534283"
data-ad-slot="7165426968"
data-ad-format="auto"
data-full-width-responsive="true">



Meslek Seçimi ve Makinacılık

Hayatta en önemli yol ayrımlarından biri de kuşkusuz meslek seçimidir. Bir üstad "sevdiği işi yapan kimse hayatı boyunca çalışmamış sayılır" derken ne kadar haklı değil mi. Her insanın doğuştan gelen ve çevreyle bütünleşerek oluşan algısı,ilgisi,duruşu ve yeteneği farklıdır.

Burada önemli olan bireyin yapacağı tercihin ilgi ve yeteneğiyle ne kadar örtüştüğüdür. Zeka bir çok tanımının yanında en temel tanımı ile ortama uyum sağlama, problem karşısında çözüme ulaşabilme kapasitesidir.Yenilikçi psikologlar çoklu

zeka kuramını ortaya sürmüştür. Bunlar;

1.1 Mantıksal-Matematiksel
1.2 Uzamsal
1.3 Sözel
1.4 Müziksel
1.5 Varoluşsal
1.6 Kinestetik
1.7 İçsel
1.8 Doğasal
1.9 Sosyal dır.

Bu kurama göre kişilerin zekasını tek alanda değerlendirmek yanlış olur. Örneğin birey matematikte başarılı olamayabilir.

Bu onu başarısız yapmaz. O bireye "sen zeki değilsin" diyemeyiz. Keza diğer zeka alanlarında daha başarılı olabilir. İşte bunda genetik faktörlerle birlikte çevre ve yaşantının etkisi büyüktür. Zeka bireyden bireye farklılık gösterdiği gibi, ilgi,tutum ve hazır bulunuşluk da farklılık gösterir. Sağlıklı ya da doğru seçimin yapılabilmesi için doğru zeka alanı ile örtüşmesi , öte yandan ilgi, tutum ve hazır bulunuşlukla paralel olması gerekmektedir. İnsan hayatta başarılı olduğu alanı sever. Aynı şekilde sevdiği alanda da başarılı olur. İşte burada devreye mesleki rehberlik girer.

Davranışçı yaklaşımdan hümanizme kaydığımız şu son on yılda mesleki rehberlik daha da önem kazanmaktadır. Rehberlik birey adına tercih yapmak değil, bireyin kendini tanımasını sağlayarak karar verme sürecini kolaylaştırmaktır. Doğru seçim her zaman birey odaklı yaklaşımla sağlanır. Peki ülkemizde bu süreç nasıl işliyor. Büyük çoğunluk nasıl meslek seçiyor. Popüler kültüre göre mi? Sağlayacağı ekonomik zenginliğe göre mi Yoksa birey kendi ilgi tutum ve yeteneğine göre mi seçim yapıyor. Cevabı siz verin. Çok ta zor olmasa, gerek cavabı.

MAKİNA MÜHENDİSİ MESLEĞİ

Makina aslında çok geniş bir alan. İçine konstrüksiyon-imalat, enerji, dinamik ve mekaniği alır. Hepsi ayrı bir başlık olsa da aslında hepsi birbiriyle bağıntılıdır.Bu mesleği seçecek arkadaşların mantıksal matematiksel ve uzamsal zeka alanın gelişmiş olması gerekir. Şimdi teoriye girmeden Türkiye de bir makinacı ne iş yapar ona bakalım: çalışabileceği departmanlar : Ar-Ge , Üretim, Bakım, Kalite, Satış...

Genelde çalışma alanı bu beş ana başlıkta toplanır. Ar-Ge de makina mühendisi ne yapar?

Çoğunlukla proje sorumlusu olarak çalışırlar. Firmadan firmaya, sektörden sektöre değişiklik gösterebilir ama ana hatlar şaşmaz.

Ne yapar proje sorumlusu ? Projeden sorumludur. Proje nedir? Bir ürünü hayata geçirmeden önceki yapılan tüm çalışmalardır. Bu çalışmalarda öne çıkan süreç tasarımdır. İşte proje tasarımdan imalata ve seri imalata uzanan bir köprüdür.

Bu projenin sorumlusu da bu sürecin orkestra şefidir. Süreci takip eder ve tıkanmalar, aksamalar olmadan sonuca ulaştırır. Olması gereken budur. Peki Türkiye de böyle midir. tartışılır.

Üretimde ise makina mühendisi ürünün çeşidine göre verimliliği artırmak için prosesler geliştirir. Amacı az iş gücü çok üretimdir. Otomatikleşmek ana amaçlarıdır. Sistemi, çarkı döndürmek, her geçen gün de daha hızlı döndürmektir onlara yüklenen misyon.

Bakım bölümünde mühendis arkadaşım daima tetikte , arıza oluşmaması için kahinlik yapmaktadır. Nitekim görevleri arıza gidermek olsa da son zamanlarda onlara yüklenen görev, arızayı ortaya çıkaran durumu tespit edip onu önlemektir. Yani sistemi durdurmamaktır. Üretim durmayacak. Patron daha çok kazanacak. Pek tercih edilmeyen bir bölüm bakım. Yoğun çalışırlar.Rahat tatil yapamazlar.Mesai dışında her an aranabilirler ve hatta çağrılabilirler.

Kaliteci arkadaşım bana göre diğer bölümlere göre en rahatıdır. Seri üretime geçtikten sonra müşteri ile bizzat bu arkadaşlar muhatap olur. (çalışılan firma yan sanayi ise) Firmanın yürütme organı gibidirler. Son söz onlardadır. Yasama ise tasarımdır tabiri caizse.Üretilen ürün onların onayı geçmeden sevk edilemez.

Gelelim Satışa: Hani dedik ya : firmadan firmaya, sektörden sektöre farklılık gösterir ama ana hatları değişmez diye. Bu satış için geçerli değildir. satışta Türkiye de yakalanmış bir standart yoktur. Bol seyahat ederler. Bir hedefleri vardır.

Sürekli hedefi yakalamalıdır. Yönetimde tüm gözler bunlardadır. Tabiri caizse topun ağzındalardır. Mantıksal ve kuramsal zakanın yanında bir de sosyal zeka gerektirir.



style="display:block"
data-ad-client="ca-pub-6677156170534283"
data-ad-slot="5469201910"
data-ad-format="auto"
data-full-width-responsive="true">

Yorum Gönder

0 Yorumlar
* Please Don't Spam Here. All the Comments are Reviewed by Admin.